Tarihimiz
KöklerimizdenGeleceğimize
Yücebelen...
Bugün bizim için yalnızca bir köyün adı değil; geçmişten bugüne uzanan köklü bir hikâyenin, ortak bir hafızanın ve güçlü bir aidiyetin adıdır.
Bu topraklarda binlerce yıl öncesine uzanan yerleşim izleri, kaleler, tarihi yapılar, çeşmeler, camiler ve nice insan hikâyesi bulunmaktadır.
Yücebelen'in tarihi; yalnızca geçmişte yaşanan olaylardan ibaret değildir. Köyümüzün taşında, toprağında, suyunda, yapılarında ve insanlarının hafızasında yaşayan ortak bir mirastır.
Bu mirası anlamak için Yücebelen'in geçmişine, eski adına, tarihi yapılarına, yetiştirdiği ilim insanlarına ve vatan uğruna hayatını kaybeden evlatlarına birlikte bakmak gerekir.
İçindekiler
II
Ad ve Miras
III
İnsanlarımız
I · Köklerimiz
Binlerce Yıllık İzler
Yücebelen ve çevresinde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar, bölgenin tarihinin binlerce yıl öncesine uzandığını ortaya koymaktadır.
Köyümüz çevresinde bulunan Yücebelen Kalesi, Bardık Kalesi ve Bekçayır Su Göleti, bölgenin geçmişte yalnızca bir yerleşim alanı olmadığını; aynı zamanda savunma, ulaşım ve su ihtiyacının birlikte düşünüldüğü önemli bir alan olduğunu göstermektedir.
- Yücebelen KalesiYerleşim · Savunma
- Bekçayır Su GöletiSu
- Bardık KalesiSavunma
Araştırmalarda Yücebelen Kalesi'nin Demir Çağı ve Orta Çağ'a, Bardık Kalesi'nin ise Demir Çağı'na uzanan izler taşıdığı belirtilmektedir.
Yücebelen Kalesi çevresinde yerleşim kalıntılarının, mezar izlerinin ve Hristiyanlık dönemine ait stellerin bulunması da bölgenin farklı dönemlerde insanların yaşamına sahne olduğunu göstermektedir.
Bu izler, Yücebelen'in tarihinin yalnızca birkaç yüzyılla sınırlı olmadığını; çok daha eski dönemlere uzandığını ortaya koymaktadır.
Yücebelen Kalesi
Yücebelen Kalesi, köyümüzün en önemli tarihi değerlerinden biridir.
Köyün yaklaşık 5 kilometre güneyinde, Munzur Dağları'nın kuzey eteklerinde yer alan kale, çevresine hâkim büyük bir kaya kütlesi üzerinde bulunmaktadır.
Kalenin doğusunda Tunceli-Ovacık yönüne uzanan doğal geçit, batısında ise Kalebaşı Deresi bulunmaktadır.
Kaleye ulaşmak için kayaya oyulmuş yaklaşık 45 basamaklı bir yol kullanılmaktadır.
Kale alanında üç adet sarnıç bulunmaktadır. Bunlardan büyük sarnıca ulaşmak için kayaya oyulmuş yaklaşık 18 basamak bulunmaktadır.
Kale çevresinde yerleşim izleri, mezar kalıntıları ve farklı dönemlere ait seramik parçaları tespit edilmiştir.
Bütün bu özellikleriyle Yücebelen Kalesi, köyümüzün geçmişten bugüne ulaşan en önemli tarihi miraslarından biridir.
Bardık Kalesi
Yücebelen Kalesi'nin yaklaşık 2 kilometre güneybatısında bulunan Bardık Kalesi de bölgemizin eski savunma yapılarından biridir.
Kale çevresinde yer yer 1,5–2 metre yüksekliğe ulaşan kuru duvar tekniğinde yapılmış savunma kalıntıları bulunmaktadır.
Konumu ve yapısı, geçmişte bölgenin savunulması ve çevrenin kontrol edilmesi açısından stratejik bir noktada bulunduğunu göstermektedir.
Araştırmalar Bardık Kalesi'nin izlerini Demir Çağı'na kadar götürmektedir.
Bekçayır Su Göleti
Yücebelen Kalesi ile Bardık Kalesi arasında bulunan Bekçayır Su Göleti, bölgedeki tarihi su yapılarından biridir.
Kale Deresi'nin önünün kapatılmasıyla oluşturulduğu değerlendirilen göletin sınırları bugün de büyük ölçüde görülebilmektedir.
Yücebelen Kalesi, Bardık Kalesi ve Bekçayır Su Göleti birlikte değerlendirildiğinde; bölgede geçmiş dönemlerde yerleşim, savunma ve su ihtiyacının birbirini tamamlayan bir sistem içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bugün bu yapılar, Yücebelen topraklarının geçmişine ışık tutan önemli tarihi izlerdir.
II · Ad ve Miras
Üskübürt'ten Yücebelen'e
Yücebelen'in geçmişteki adı Üskübürt olarak bilinmektedir.
Osmanlı dönemine ait kayıtlarda Üskübürt adına rastlanmaktadır.
19. yüzyıla ait Kemah kayıtlarında ise köyümüz “Yücebelen (Üskübürt)” şeklinde geçmektedir.
- Osmanlı dönemi kayıtlarıÜskübürt
- 19. yüzyıl Kemah kayıtları“Yücebelen (Üskübürt)”
Zaman içerisinde isim değişmiş, dönemler değişmiş, hayat değişmiş; fakat bu topraklarda yaşayan insanların memleket bağı değişmemiştir.
İsim değişti; fakat memleket değişmedi.
Bugün Yücebelen adıyla bildiğimiz köyümüz, geçmişteki Üskübürt adıyla da kendi tarihinin önemli bir bölümünü taşımaktadır.
Osmanlı Döneminde Yücebelen
Yücebelen'in tarihî geçmişinin önemli bölümlerinden biri de Osmanlı dönemidir.
Köyümüzde bulunan tarihî cami ve çeşme, bu dönemin günümüze ulaşan en önemli kültürel mirasları arasındadır.
Bu yapılar yalnızca taş ve ahşaptan oluşan tarihî eserler değildir.
Onlar, geçmişte köyümüzde yaşayan insanların ibadet ettiği, bir araya geldiği, su başında buluştuğu ve günlük hayatını sürdürdüğü ortak yaşam alanlarının izleridir.
Yücebelen Köyü Camii
Yücebelen Köyü Camii, geçmişteki adıyla Üskübürt Köyü Camii ve bazı kayıtlarda Murad Beşe Camii olarak da anılmaktadır.
Bugünkü yapının mimari özellikleri 18. yüzyılın başlarına kadar götürülmektedir.
- 1293Giriş bölümündeki kitabe
- 1294 / 1877Yapıda görülen tarih izleri
- 18. yy başıMimari özelliklerin tarihi
Caminin giriş bölümünde 1293 tarihli bir kitabe bulunmaktadır. Yapıda ayrıca 1294 / 1877 tarihini gösteren izler bulunmaktadır. Bu tarihler, caminin 19. yüzyılda önemli onarım ve süslemeler geçirdiğini göstermektedir.
Hurufat kayıtlarında ise yapı Murad Beşe Camisi adıyla geçmektedir.
Yücebelen Köyü Camii, geçmişten bugüne ulaşan bir ibadet mekânı olmanın ötesinde, köyümüzün ortak hafızasının önemli parçalarından biridir.
Nice nesil burada aynı safta durmuş, aynı dualara âmin demiş ve köyün ortak hayatını bu yapı etrafında sürdürmüştür.
Yücebelen Çeşmesi
Yücebelen Çeşmesi de köyümüzün Osmanlı döneminden günümüze ulaşan tarihî değerlerinden biridir.
18. yüzyıla uzanan geçmişiyle çeşme, geçmişte köy hayatının önemli noktalarından biri olmuştur.
Çeşmeler yalnızca su alınan yerler değildi.
İnsanların karşılaştığı, sohbet ettiği, haberleştiği ve günlük hayatın doğal akışı içerisinde bir araya geldiği sosyal alanlardı.
Bu nedenle Yücebelen Çeşmesi, geçmişte köyümüzdeki yaşamın izlerini taşıyan önemli bir kültürel mirastır.
III · İnsanlarımız
Yücebelen'in İlim İnsanları
Yücebelen'in geçmişi yalnızca tarihi yapılarıyla değil, yetiştirdiği ilim insanlarıyla da dikkat çekmektedir.
Bunlardan biri İdris Faik Efendi'dir.
1854 yılında Üskübürt'te doğan İdris Faik Efendi, ilk eğitimini köyünde aldıktan sonra eğitim hayatına İstanbul'da devam etmiştir.
Osmanlı ilmiye teşkilatında çeşitli görevlerde bulunan İdris Faik Efendi, 1914–1916 yılları arasında Huzur Dersleri muhataplığı yapmış, 1916 yılında Mahreç Mevleviyeti görevine getirilmiştir.
1950 yılında Manyas'ta hayatını kaybetmiştir.
- 1854Üskübürt'te doğdu
- Eğitimİlk eğitim köyünde, devamı İstanbul'da
- 1914–1916Huzur Dersleri muhataplığı
- 1916Mahreç Mevleviyeti görevi
- 1950Manyas'ta hayatını kaybetti
Onun hayatı, Yücebelen'in geçmişte eğitim ve ilim alanında da insan yetiştiren bir köy olduğunu göstermektedir.
Murad Paşa ve Tarihî Camimiz
Yücebelen'in eski adı olan Üskübürt ile bağlantılı önemli isimlerden biri de Üskübürtlü Murad Paşa'dır.
Tarihî araştırmalarda Murad Paşa'nın köyümüzdeki tarihî caminin banisi olarak gösterildiği görülmektedir.
Eski kaynaklarda yapının kimin tarafından yaptırıldığı konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da Murad Paşa adı, Yücebelen'in tarihî geçmişi ve camisiyle birlikte anılan önemli isimlerden biridir.
Bu durum, köyümüzün Osmanlı döneminde de devlet ve ilmiye çevreleriyle bağlantılı insanlar yetiştirdiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Savaşlarda ve Cephelerde Yücebelenliler
Yücebelen'in evlatları, tarih boyunca vatan savunması için farklı cephelerde görev yapmıştır.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında cepheye giden Yücebelenliler arasında Haliloğlu Rıza ve Yakupoğlu Halil bulunmaktadır.
1890 doğumlu Haliloğlu Rıza, Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin Cephesi'nde şehit olmuştur.
1883 doğumlu Yakupoğlu Halil ise Çanakkale Cephesi'nde şehit olmuştur.
Çanakkale şehitleri kayıtlarında ayrıca Bekir oğlu Hüseyin adı da Kemah, Oğuz, Yücebelen kaydıyla yer almaktadır.
- Haliloğlu Rıza1890 doğumluFilistin Cephesi
- Yakupoğlu Halil1883 doğumluÇanakkale Cephesi
- Bekir oğlu HüseyinKemah, Oğuz, Yücebelen kaydıÇanakkale şehitleri kayıtları
Bu isimler, Yücebelen'in tarihinin ülkemizin en zor dönemlerinden biri olan savaş yıllarıyla da iç içe olduğunu göstermektedir.
IV · Hatıra
Yücebelen'in Şehitleri
Yücebelen'in yakın tarihindeki en acı sayfalardan biri de terör olaylarının yaşandığı yıllardır.
1990'lı yıllarda bölgede yaşanan güvenlik sorunları, köyümüzü ve köy halkını da derinden etkilemiştir.
Bu yıllarda Yücebelen'in bazı evlatları görev başında hayatlarını kaybetmiştir.
Osman Yurt, 29 Ekim 1994 tarihinde Yücebelen köyü kırsalında teröristlerle girdiği çatışmada şehit olmuştur.
Aramalara rağmen cenazesine ulaşılamamış ve mezarı bulunamamıştır.
Osman Yurt'un adı, yıllar sonra da unutulmamış; hatırasının yaşatılması amacıyla Erzincan'da bir parka verilmiştir.
1998 yılında ise Yücebelen'in üç evladı daha hayatını kaybetmiştir:
- Bahattin Yurt
- Ali Ayaydın
- Ali Aşçı
4 Ağustos 1998 tarihli Cumhuriyet arşivinde, Yücebelen köyü kırsalında görev yapan köy korucuları Bahattin Yurt, Ali Ayaydın ve Ali Aşçı'nın hayatını kaybettiği aktarılmaktadır.
Ali Aşçı'nın adı, daha sonraki yıllarda yayımlanan haberlerde de Yücebelen ve bölgedeki görev süreciyle birlikte anılmıştır.
Bu üç isim, Yücebelen'in yakın tarihindeki en acı hatıralardan birinin ortak adıdır.
- Bahattin Yurt.
- Ali Ayaydın.
- Ali Aşçı.
- Üç Yücebelenli...
- Üç aile...
- Üç hayat...
- Ve geride kalan nesillerin unutmayacağı üç isim.
Yücebelen'in Şehitleri
Yücebelen'in tarihine baktığımızda farklı dönemlerde vatan uğruna hayatını kaybeden hemşehrilerimizin isimleri karşımıza çıkmaktadır.
- Haliloğlu RızaFilistin Cephesi
- Yakupoğlu HalilÇanakkale Cephesi
- Bekir oğlu HüseyinÇanakkale kayıtları
- Osman Yurt29 Ekim 1994
- Bahattin Yurt1998
- Ali Ayaydın1998
- Ali Aşçı1998
Her biri farklı dönemlerde, farklı cephelerde ve farklı şartlarda hayatını kaybetmiştir.
Ancak hepsinin ortak noktası Yücebelen'dir.
Onların isimleri, köyümüzün tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu nedenle şehitlerimizin hatırası yalnızca ailelerinin değil, bütün Yücebelen'in ortak emanetidir.
Şehitlerimizin Hatırasına
Yücebelen'in şehitleri, geçmişten bugüne uzanan ortak hafızamızın en kıymetli parçalarındandır.
Cephelerde, görev başında ve vatan savunmasında hayatını kaybeden tüm hemşehrilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onların isimlerini bilmek, geçmişimizi bilmek demektir.
Onları hatırlamak, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.
- İsimleri unutulmayacak.
- Hatıraları yaşayacak.
- Yücebelen onları daima hatırlayacak.
V · Gurbet ve Bugün
Gurbet ve Göç
Yücebelen'in yakın tarihinde göçün de önemli bir yeri vardır.
Ekonomik şartlar, eğitim ve iş imkânları, ulaşım koşulları ve özellikle 1990'lı yıllarda yaşanan güvenlik sorunları birçok ailenin köyden ayrılmasına neden olmuştur.
Kimi İstanbul'a, kimi Ankara'ya, kimi Erzincan'a, kimi Türkiye'nin başka şehirlerine yerleşmiştir.
Bazıları ise dünyanın farklı ülkelerinde hayat kurmuştur.
- Yücebelen
- İstanbul
- Ankara
- Erzincan
- Türkiye'nin başka şehirleri
- Dünyanın farklı ülkeleri
Fakat nerede yaşanırsa yaşansın, Yücebelen'in adı ailelerin hafızasında yaşamaya devam etmiştir.
Bugün farklı şehirlerde yaşayan Yücebelenlileri birbirine bağlayan en güçlü şeylerden biri de memleket bağıdır.
Bizi Biz Yapan Değerler
Yücebelen'in tarihi yalnızca belgelerde ve yapılarda saklı değildir.
Asıl tarihimiz, insanların hatıralarında yaşamaktadır.
- Tarlalarda geçirilen uzun günlerde...
- Kışın ağır şartlarında verilen mücadelede...
- Bayramlarda kurulan sofralarda...
- Düğünlerde bir araya gelen insanlarda...
- Cenazelerde birbirinin yanında duran komşularda...
- Çocukların köy sokaklarında oynadığı günlerde...
- Büyüklerin anlattığı geçmiş hikâyelerinde...
- Ve zor zamanlarda birbirine destek olan insanlarda...
Bizi biz yapan değerler, nesilden nesile böyle aktarıldı.
Yücebelen'in Değişen Yüzü
Zaman içerisinde Yücebelen'in hayatı da değişti.
- Tarım ve hayvancılığın şekli değişti.
- Ulaşım imkânları gelişti.
- Eğitim ve çalışma hayatı farklılaştı.
- Köyden şehirlere göç arttı.
- Yeni nesiller farklı şehirlerde büyümeye başladı.
Ancak bütün bu değişimlere rağmen Yücebelen'e duyulan bağlılık kaybolmadı.
Çünkü memleket yalnızca yaşadığımız yer değildir.
Memleket; çocukluğumuzun geçtiği, büyüklerimizin yaşadığı, ailelerimizin kök saldığı ve hatıralarımızın bulunduğu yerdir.
Bugünün Yücebelen'i
Bugün Yücebelen, idari olarak Kemah'a bağlı bir köydür.
Fakat Yücebelen bizim için yalnızca bir idari tanım değildir.
Yücebelen;
- Yücebelen Kalesi'dir.
- Üskübürt'tür.
- Tarihî camimizdir.
- Tarihî çeşmemizdir.
- Geçmişten kalan hatıralardır.
- İlim insanlarımızdır.
- Cephelerde şehit düşen evlatlarımızdır.
- Bahattin Yurt, Ali Ayaydın ve Ali Aşçı'dır.
- Osman Yurt'tur.
- Haliloğlu Rıza'dır.
- Yakupoğlu Halil'dir.
- Bekir oğlu Hüseyin'dir.
Ve hepsinden önemlisi, geçmişten geleceğe uzanan ortak bir aidiyettir.
VI · Gelecek
Geçmişten Geleceğe
Geçmişimizi bilmek, geleceğimizi daha sağlam kurmanın en önemli yollarından biridir.
Yücebelen'in tarihini gelecek nesillere aktarmak; yalnızca eski yapıların isimlerini anlatmak değildir.
- Köyümüzün geçmişteki adını bilmek...
- Kalelerimizi tanımak...
- Tarihî camimizi ve çeşmemizi korumak...
- Yücebelen'den yetişen ilim insanlarını tanımak...
- Cephelerde ve görev başında hayatını kaybeden şehitlerimizin isimlerini yaşatmak...
- Büyüklerimizin hatıralarını dinlemek...
- Ve bütün bunları çocuklarımıza anlatmak...
Bizim sorumluluğumuzdur.
Çünkü bir toplum geçmişini unutmadığı sürece geleceğe daha güçlü yürür.
Yücebelen — Bir Köyden Fazlası
Yücebelen...
- Binlerce yıllık izleriyle,
- kaleleriyle,
- tarihî yapılarıyla,
- Üskübürt'ten bugüne uzanan adıyla,
- ilim insanlarıyla,
- cephelerde hayatını kaybeden evlatlarıyla,
- göç eden ama memleketini unutmayan insanlarıyla,
- bayramlarıyla,
- düğünleriyle,
- acılarıyla,
- sevinçleriyle...
- Bizim memleketimiz.
- Bizim kökümüz.
- Bizim ortak tarihimiz.
Geçmişimizi biliyor, hatıralarımızı yaşatıyor ve mirasımızı gelecek nesillere aktarmayı görev biliyoruz.
TARİHİMİZİ BİLİYOR, MİRASIMIZI KORUYORUZ.
Yücebelen DerneğiGeçmişten geleceğe, Yücebelen için.